Yazı | Sürdürülebilirlik?

Nehirsiz köprü

Binasız cephe

Plastik çimleri sulayan hortum

Hiçbir yere varmayan yürüyen merdiven

Otoyolun yok ettiği yerlere giden otoyol

Televizyon ekranında bir görüntü, içinde bir televizyon olan bir başka televizyon gösteriyor; onun içinde bir başka televizyon var…
Eduardo Galeano, Tepetaklak

İnsanlık tarihini incelediğimizde toplumların gerek kendi aralarındaki gerekse de doğa ve çevreyle olan ilişkilerinin üretim-tüketim temeline oturmakta olduğunu görüyoruz. İlkel toplumlarda insanların yaşamlarını devam ettirebilmek için taş ve sopaları yontarak silah olarak avlanmada kullanma fikri bir üretimdi. Köle edercesine varlığını dayatan üretimin defalarca tekrarlanması, bir ayin haline dönüşen tüketim ile tükendi ve tersine dünya ile baş başa bıraktı bizleri.

Bu yeni dünyada su havzalarımız enerji santrallerine dönüşürken bizlere “suyu idareli kullan, kirletme” denildi. Çiçeklerin, temiz havanın ve yeşilin anası olan “toprak” talebin üzerinde üretmek ve hep daha fazla üretmek için beton yığınlarına dönüşürken “yeşili sev, doğayı koru” denildi. Bizler de önerileni yaptık; çokça üretmeye ve ürettikçe daha çok tüketmeye devam ettik.

Mimar da kendine önerileni dönemine göre farklı stratejilerde hayata geçirdi. 70’lerdeki enerji hareketi ile ranta yönelik tasarım anlayışı, 80’lerde insanlar için tasarım ve post endüstriyel tasarım trendi iken 90’lardan günümüze ağzımızda sakız olan yeşil kavramı ve sürdürülebilirlik oldu.

Sürdürülebilirlik kavramı bize, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılamasını tehlikeye atmadan bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı öğretirken(!), üretim-tüketim alışılagelmişliğini değiştirmeden önüne sürdürülebilirlik eki takarak her şeyi sözüm ona çok etik, çok ahlaklı, çevreci ve iyi niyetli olarak kanıksattı.

Sorunun kendisi olan bu anlayış, bu soruna çözüm üretebilir mi?

GELECEĞİN SAHİBİ ÇOCUKLAR İLE SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜNYAYI AYAKLARI ÜZERİNE OTURTMANIN PROVASINI ALMAK

İnsan ve çevre birbirinden ayrılmaz bir bütündür. İnsan çevreyi şekillendirirken, değişen çevre ve koşullar ise insanları şekillendirir. Mimarlıksa tek başına değişimin bir aracı olmaktan çok, değişime katkıda bulunmaktır. Ortaya koyulan imge ile atık malzemeye yeni kullanım alanı oluşturarak, sürdürülebilirlik kavramının soyut birer aracısı olmak yerine temiz bir gelecek için “bireysel yeşil değişimin” fitilini ateşlemeyi hedeflenmekteyiz.

Bu hedefe varmak için yeni dünyanın henüz hayallerini bulandırmadığı, geleceğin karar vericileri çocuklarla takım olmak istedik. Çocuk ve çiçek temalı bu projede hayal gücü ile tersine dünyanın bize dayattığı önerileri bir kenara bırakarak yasak olanı, yani geleceğin hayalini kurmayı hedefledik.

Eskinin çocukları şimdinin mimarları olarak kumsalda kumdan kale yapmaktı bizim hayalimiz; doğa ile uyumlu doğaldan yapılan bir kale..

Bir sınırı yoktur çocukların hayallerinin ve eminiz ki onlar gerçekliğe, sımsıkı sarılacakları düşleri ile ulaşacaklar. Kulemizi de hayalini kurduğumuz dünya gibi, bugünün kullanmayı reddettiği geri dönüşüm malzemeleri ile aşama aşama, tenekesini ezip top yapan çocuğun yaratıcılığı ile kuracağız.

Geri dönüşüm malzemeleri çocuklar tarafından teslim edilecek ve kulenin belli bir kısmı onlar tarafından tamamlanacak. Böylece tasarımın temelinde yatan, üretim metalarının dünyada herhangi bir ihtiyaca cevap verebilecek birer nesneye dönüşebileceği bilincini çocuklarla birlikte geleceğe aşılayacağız. ‘Dönüşüm Kulesi’nde perspektifimiz malzemeleri ayrıştırmak ve onları bir çöp algısından çıkarıp olduğu gibi kullanılabilecek bir yapı malzemesi ve hatta bir eğlence ürünü olarak kullanmaktır.

Atık gibi algılanan malzemelerle doğayı daha fazla kirletmek yerine bu metaları kulede yeniden değerlendirerek çocuklar nezdinde tüm dünyaya bir alışkanlık kazandırmak hedeflenmektedir. Böylece dönüşümün kulesi herkesin kendi atığını gördüğü bir gerçeklik olarak orada tam karşımızda duracak. Gerçeklerle yüzleşmeden ve sorunları bireyselleştirmeden çevreye, doğaya katkı sağlamanın imkansız olduğu dünyada insanlar bu kuleye baktıkça doğala olan değişimin gerçekliği ve geleceğe bırakacağı etkisi ile karşılaşacak.

İçinde bulunduğumuz dünyayı yeşil, çiçekler kadar renkli ve temiz bir dünya olarak değiştirmenin anahtarı olan çocuklar ‘Dönüşüm Kulesi’ni her gördüklerinde ellerindeki şişeleri çevredeki ayrıştırma kutularına atarak sürdürülebilir temiz bir dünyanın kapılarını aralayacaklar.

EXPO 2016 ANTALYA EXPO KULESİ MİMARİ PROJE YARIŞMASI MİMARİ RAPOR
Ali Sinan Mimarlık / Toz’lu Atölye

By :
Comments : Off
%d blogcu bunu beğendi: